28 ŞUBAT’IN FEDAİLERİ

28 ŞUBAT’IN FEDAİLERİ

Günlerde,, Aylarda, Allahın dır, su gibi gelip geçen günlerimizin  iyi geçmesi fıtrat gereğidir.geçen günlerimiz geri gelmez.Gelecek günlerde daha gelmemiş,içinde bulunduğumuz anı iyi değerlendirmek lazım.Günler insan oğlunu değirmeninde öğütüyor.Cumhuriyet döneminde öyle günler var ki,kara günler,zulüm günleri,karanlık günler diye tarihe geçecek niteliktedir.Gönül ister ki, insan yaşamında kara günler olmasın. İyi günler yokmu? Elbette vardır. Tarihi seyre baktığımızda Siyonist devlet İsrail Filistin topraklarını 1948 de işgal etmiş. İmam-Hatipler 1950 den sonra açılmış, o Yıllar da ezan Türkçe den Arapça aslına dönmüş,1960 a kadar sağ parti iktidarda kalmış,(DP) yaptığı iyi şeylerle, ittihat terakki zihniyetlilerce ihtilal ile saf dışı bırakılmış, sahte vatanseverler tarafından iki bakanı ile beraber idamla rahmetli menderesin hayatı sona ermiştir. Bu da kara bir gündür. Demokrasi, Laiklik nutukları atılmış, piyasaya S.Demirel çıkarılmıştır, kurtarıcı edası ile tam kırk yıl gitmiş gelmiş, en büyük özelliği, dün dündür, bugün bu gün, Orkestracıların huzurunda işte çağdaşlık, Örtülü kızlarımız için onları Arabistan’a gönderin talihsiz gafları olmuştur.

1969 Yılına kadar Demirel’le idare edilmiş, insanlık kurtuluş beklerken, Rahmetli Necmettin Erbakan hoca Milli Nizam Partisini kuruyor, hem de Demirel’in devre arkadaşı, ne yazık ki, hocanın Demirel ile yolları ters orantılıdır. Rahmetli hoca, Siyasetle topluma güzel hizmetler yapılacağı kanatın da, çünkü siyaset yönetme sanatıdır. Adil siyasette toplum fertleri huzur bulur. Hocanın ilkeleri şunlardı, önce Ahlak ve maneviyat, Batıya, Siyonist düşüncelere hayır, Hakkı üstün tutan bir anlayış, Madde ve maneviyat beraber… Ağır sanayi hamlesi, Yaşanabilir bir Türkiye, Yeniden büyük Türkiye, yeni bir Dünya, İslamsız saadet olmaz, Müslüman şuurlu olmalıdır, hayat cihatsız olmaz diye hayatı boyunca bu kelimeleri haykırdı… Türkiye siyaseti bu kelimelere alışık değildi.

Hocanın bu söylemleri çok yankı uyandırdı. Dış ve iç mihraklar, Ulusalcılar, masonlar, hocanın bu kelimelerine hiç tahammül edemediler, çok ürktüler, onların felsefelerinde Din siyasete karışamaz. Dinin yeri vicdanlar ve Camilerdir. hâlbuki sakız gibi çiğnedikleri gerçek demokraside karşıt görüşlere tahammül şarttı. Bunların neyine gerçek demokrasi… Hesaplarına gelmedi mi? bunlar her an demokrasinin içine hemen okurlar. 1970–1980 Arası kanlı bir tablo var ülkemizde, sağcılık, solculuk akımları zirvede, öz vatan evlatlarını birbirlerine kırdırmışlar.  Kasketli muhtıralar çabası, bu arada rahmetli Ecevit’te sol cenahta.  Güvercin uçuran kara oğlan nidaları ile yer gök inletiliyor.  İlkeleri ile toplumun asıl ilacı olan, hocanın kurduğu tüm partiler kapatılıyor,1980 de tekrar 12 Eylül kahramanları iş başında ihtilal yapıyorlar… Sözde Vatanı koruma kollama görevi.

Siyasi akımlara son veriliyor, liderlere yasak konuyor ta, Rahmetli Özal piyasaya çıkıncaya kadar, geçmişe dönük süre zarfında, sol parti feodal yapıya karşı, batıya, kapitalizme karşıdır. Sağcı parti ise benim köylüm, benim memurum, Milliyetçi ırkçı partide, ırkla uğraşıyor… Siyasi alanda rahmetli Özal da çok iyi çığırlar açtı. Onu da zehirlediler mezarında bile rahat bırakmıyorlar. Bünyesinde dört eğilimi barındıran ANAP denilen parti kötü ellere düşünce, esamisi bile kalmadı. Doğru yol partisi de, aynı akıbete uğradı.

Şu bir gerçektir. Tabelalar sökülse de, parti! muhiplerin kalbinde ilkeler silinmez. 1997 yılına gelinceye kadar halka çokça elbiseler biçilmiş, halk canından bezmişti. Seçimler yapıldı rahmetli hoca seçimde galip geldi, başbakan olacak, ortaklık kuracak, memlekete hayırlı hizmetler yapacak, hiç bırakırlar mı? Yosunlu beyinler, hoca Çillerle ortaklık kurdu, Başbakan oldu, kısa zaman zarfında, denk bütçeyi kurdu, D8 leri inşa etti, memura, emekliye görülmemiş zamlar verdi. Vay senmisin bunu yapan.  Bizim çocuklar ve yandaşları boş durmadılar, Sincan’da tank yürüttüler, istekleri de oldu, kanun, anayasa, gelenekler ayaklar altına alındı ve meşhur 28 Şubat fedaileri iş başına geldi.

Ülke ne kazandı… Hiç bir şey, bankalar soyuldu. Ülke senelerce geriye gitti, çok insan mağdur edildi, mazlumun ahı yerde kalır mı? Geçmişte aynı çeşmeden beslenen AK PARTİ devlet ipini eline alıncaya kadar. Şimdide boğuşmakla gün geçiriyorlar, 28 Şubat ve severleri de kara bir gün olarak tarihe geçti.28 Şubat fedaileri bu bin yıl devam edecek dediler, adaleti ilahiye ye bakın, Şimdi bunlar tank yürüttükleri yerde cezaevinde, hakkın tecellisi böyle olur işte. Ülke severler, koruyucular, şimdi adaletten, haktan, bahsediyorlar utanmadan, timsah gözyaşları döküyorlar. Rahmetli hocanın vefatında çelenk yarışına bile girdiler, bazıları erdemlik göstererek yaptıklarını itiraf ettiler. Ülke kalkınmasına kim bir taş koymuşsa bizler onu Sertaç ederiz. Rahmetli Erbakan hoca da, bunlardan biri dir. Kemalist, ulusalcı, Siyonist zihniyet,  istemese de, insaflı ümmet fertlerinin kalbinde yeri var hocanın. Hocaya karşı irtica rüzgârı estirenler, sayelerinde Dindar bir hükümeti, Cumhurbaşkanı, başbakanı zirveye taşıdılar. Az bir şey mi? Vatan bile borçlu bunlara denilebilir. Hocada her fani gibi tebdili mekân eyledi, fakat geride çok şuurlu bir nesil bıraktı. Bu siyasi akım Saadet Partisidir. Dir. Milletin özü olan bu siyasi akıma barajlar vız gelir. Çünkü hak geldi batıl zail oldu ilahi fermanı bu akımın doymaz iksiridir.

Ne mutlu onlara ki, ilkelerine sarılanlara. Söylem de onun gibi haykıran, eylemde küresel güç ortaklığı, kullanıcısı olanlar, hocanın davasından olamazlar. Vefatının ikinci yılında hocayı rahmetle anıyoruz. Topluma huzur isteniyorsa, hocanın ilkeleri hayata geçilmelidir. Bu günlerde bir barış furyası var. Kimle neyle barış, soru işaretleri ile dolu. 28 Şubat mağduru bir rütbeli askerken, ihraç edilen ve daha sonra Ş.Urfa belediyesinde iş bulan, yine 28 Şubat severlerce tekrar işinden olan, daha sonra özel bir sektörde iş bulurken, buradan da tard edilen, artık dayanamayıp, Şanlıurfa Öğretmenevinin üst katından atlayarak intiharda çare bulan, Abdulmuttalip binbaşı ile ne zaman barış olacak merak ediyorum. bu bir kesit, binlercesi bunun gibileri var. Kimseyi kandırmayın. Barış güzeldir her kes ister barışı, ancak barış her kesimle olmalıdır. Devede kulak siyasi bir analiz yaptım. Ağlatanların ağlaması bizi sevindiriyor. Devlet gücünü kullanarak halka kafa tutanlara ibret dersi olsun. Bu milletin evlatları kara günlerle anılmasın, yeter densin, kanımıza dokunuyor çok dokundu bari bundan sonra dokunmasın.